- M&A Partners
- Vergi Hukuku
- Nisan 3, 2026
Türkiye’de vergi işlemlerine ilişkin tebligat süreçlerini düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“Kanun”) kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığına (“Bakanlık”) verilen elektronik tebligat usullerini belirleme yetkisinin iptalini konu alan işbu bilgi notumuzda, Anayasa Mahkemesi’nin 15/01/2026 tarihli ve 2025/94 E. 2026/11 K. sayılı iptal kararı (“Karar”) incelenmiştir.
I. Giriş
Hukukumuzda tebligata ilişkin genel kanun 7201 sayılı Tebligat Kanunu olmakla birlikte, vergi işlemlerinin taşıdığı önem ve özellikler nedeniyle vergilendirmeyle ilgili tebligat hükümleri Kanun’da özel olarak düzenlenmiştir.
Kanun’un 107/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, tebliğ yapılacak kimselere Kanun’da sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. İlgili maddenin itiraz konusu kuralı oluşturan üçüncü fıkrasında ise Bakanlık; tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.
II. İtirazın Kapsamı ve Amacı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan itiraz başvurusunda, Bakanlığa yetki veren söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali talep edilmiştir. Söz konusu başvurunun gerekçesinde;
- idari düzenlemelerde elektronik tebligat kapsamındaki mükelleflerin çok geniş tanımlandığı,
- suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince bu hususların idarenin düzenleyici işlemleriyle değil kanunla düzenlenmesi gerektiği,
- mükelleflerin elektronik ortamda yapılan tebligata rağmen defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmemeleri halinde hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıldığı ve bu durumun ilgililere aşırı külfet yüklediği
ileri sürülmüştür.
III. Karar’ın Değerlendirilmesi
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, idari mercilerin ilgililere tebligat yapmasıyla birlikte işleme karşı dava açma süresinin işlemeye başladığı ve mükelleflerin elektronik posta adresine yapılan tebligata hukukî sonuç bağlanmasının mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirdiği belirtilmiştir.
Bu doğrultuda Karar’da öne çıkan değerlendirmeler şunlardır:
- Temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçütün, sınırlamanın kanunla yapılması olduğu vurgulanmıştır.
- Temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olmasının yeterli olmadığı; temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerektiği ifade edilmiştir.
- Vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere zorunluluk getirileceği veya bu zorunluluğun hangi koşullarda başlayıp hangi koşullarda sona ereceği gibi hususların Kanun’da açıkça düzenlenmediği tespit edilmiştir.
- Temel ilke ve esaslar kanunda belirlenmeksizin bu hususlarda idareye yetki tanınmasının, mahkemeye erişim hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
IV. Sona Erme ve Yürürlük
Açıklanan nedenlerle, Kanun’un 107/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan idareye yetki veren ilgili bölümün Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
İptal kararı nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesinden dolayı iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmedilmiştir.
Daha fazla bilgi ve destek için info@mapartners.com.tr adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
M&A Partners
Hukuk ve Danışmanlık
- Etiketler:
- Vergi Hukuku