I. Giriş
Boşanma sonrasında ödenen yoksulluk nafakasının süresi, uzun süredir kamuoyunda tartışılmaktadır. Özellikle kısa süreli evliliklerden sonra yıllarca devam eden nafaka ödemelerinin haksız bir yük oluşturduğu ileri sürülürken, evlilik sırasında çocuk bakımı ve ev işleri nedeniyle çalışma hayatından uzaklaşan eşin boşanma sonrasında korunması gerektiği de vurgulanmaktadır. Tartışmalar, nafaka ödeyen kişinin yükümlülüğü ile kendi geçimini sağlayamayan eşin ihtiyaçları arasında nasıl bir denge kurulacağı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 2025/156 E. 2026/131 K. sayılı ve 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175’inci maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini oyçokluğuyla iptal etmiştir. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal, yoksulluk nafakasını bütünüyle kaldırmamaktadır. Kararın konusu, nafakanın hangi süreyle ödeneceğine ilişkin düzenlemedir.
Bu bilgi notunda kararın gerekçeleri, karşı oylar, dokuz aylık geçiş dönemindeki uygulama ve beklenen kanun değişiklikleri ele alınacaktır.
II. Anayasa Mahkemesinin İptal Gerekçeleri
Anayasa Mahkemesine göre nafaka düzenlemesi, hem boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin ihtiyaçlarını hem de nafaka ödeyen kişinin hayatı üzerindeki etkileri gözetmelidir. Evlilikten doğan yardımlaşmanın boşanmadan sonra bir ölçüde sürmesi kabul edilebilir. Ancak bu yükümlülüğün, evliliğin süresi ve tarafların kişisel koşulları dikkate alınmadan süresiz devam etmesi, nafaka ödeyen kişi üzerinde ağır bir yük oluşturabilmektedir.
Mahkeme, kanun metninin her durumda süresiz nafakayı açıkça zorunlu kılmadığına dikkat çekmiştir. Buna rağmen yerleşik mahkeme uygulamasında hâkimin nafakaya bir bitiş süresi koyamayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle hâkim, kısa veya uzun süren evliliklerde ve birbirinden farklı ekonomik koşullarda nafakanın süresini olayın özelliklerine göre belirleyememektedir.
Kararda, hâkime evliliğin süresini, nafaka alacak kişinin yaşını, eğitimini, sağlık durumunu ve kendi geçimini sağlama imkânlarını değerlendirme yetkisi tanınması gerektiği belirtilmiştir. Nafakanın hangi koşullarda belirli bir süreyle sınırlandırılacağı, uzatılacağı veya yaşam boyu devam edebileceği kanunda açıkça düzenlenmelidir. Dolayısıyla Mahkeme, bütün nafakalar için aynı kesin süre sınırının getirilmesini istememiş; tarafların durumuna göre karar verilebilecek bir sistemin gerekliliğini ortaya koymuştur.
Bu gerekçelerle düzenleme, hukuk devleti ilkesi ile kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı bakımından Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.
III. Karşı Oyların Gerekçeleri
Karara karşı oy kullanan Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar, mevcut düzenlemenin nafaka ödeyen kişiyi her koşulda ömür boyu ödeme yapmak zorunda bırakmadığını belirtmiştir. Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi veya yoksulluğunun ortadan kalkması gibi durumlarda nafaka sona erebilmekte; tarafların mali durumları değiştiğinde ödeme miktarı da yeniden belirlenebilmektedir.
Karşı oy sahiplerine göre nafakada esas alınması gereken ölçüt, belirli bir sürenin geçmesi değil, kişinin ihtiyaçlarının devam etmesidir. Özellikle evlilik sırasında iş ve meslek imkânlarından uzaklaşan eşin ekonomik olarak korunması önemlidir. Uygulamadaki sorunlar, kanunun iptalinden ziyade mahkemelerin yorumlarının gözden geçirilmesiyle giderilebilir.
Yıldız Seferinoğlu ise iptale katılmakla birlikte farklı bir gerekçe sunmuştur. Seferinoğlu’na göre temel sorun, kanun metni ile mahkeme uygulamasının farklılaşması ve kişilerin nafaka yükümlülüğünün ne kadar süreceğini önceden öngörememesidir.
IV. Yürürlük ve Dokuz Aylık Geçiş Dönemi
İptal hükmü, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Süre, kararın verildiği 4 Haziran 2026’dan değil, yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan başlamaktadır. Buna göre iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarih 30 Haziran 2027’dir. Bu erteleme, yeni bir düzenleme yapılabilmesi için yasama organına zaman tanımaktadır.
Bu dokuz aylık dönemde, daha önce yürürlüğe girecek yeni bir kanuni düzenleme yapılmadığı sürece mevcut kurallar uygulanacaktır. Dolayısıyla mahkemeler, talep bulunması ve nafaka şartlarının gerçekleşmesi hâlinde, mevcut uygulama çerçevesinde süresiz yoksulluk nafakasına hükmetmeye devam edecektir.
Karar, daha önce kesinleşmiş nafaka ödemelerini de kendiliğinden sona erdirmemektedir. Nafakanın azaltılması veya kaldırılması için mevcut kanuni şartlar geçerliliğini korumaktadır. Yeni düzenlemenin devam eden davaları ve önceden verilmiş nafaka kararlarını nasıl etkileyeceği ise kanunda yer alacak geçiş kurallarına göre değerlendirilmelidir.
V. Kanun Çalışmaları ve Beklenen Değişiklikler
Süresiz nafakaya ilişkin kanun hazırlıkları, iptal kararı sonrasında yeniden gündeme gelmiştir. Anadolu Ajansının 4 Haziran 2026 tarihli haberine göre Adalet Bakanı Akın Gürlek, nafaka konusunun hazırlanan yargı paketinin temel başlıklarından biri olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin tanıdığı süre dikkate alınarak yeni bir düzenlemenin Meclise sunulacağını açıklamıştır.
TRT Haber’in 7 Eylül 2026 tarihli haberinde ise nafakaya ilişkin değişikliklerin Ekim 2026’da gündeme getirilecek paket kapsamında hayata geçirilmesinin planlandığı aktarılmıştır. Bu açıklamalar yeni bir düzenleme için yakın bir takvim hedeflendiğini göstermektedir. Ancak açıklanan takvim ve hazırlık haberleri, düzenlemenin kesinleştiği veya yürürlüğe girdiği anlamına gelmemektedir.
Kararın gerekçesi ve bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, nafaka süresinin evlilik süresi ve tarafların koşullarıyla ilişkilendirildiği bir düzenleme beklenebilir. Hâkime süre belirleme yetkisi tanınması, ihtiyaç devam ediyorsa sürenin uzatılabilmesi ve gerekli hâllerde uzun süreli ya da yaşam boyu nafakaya imkân verilmesi de gündeme gelebilir. Yeni sistemin ayrıntıları, kanun metni ve Meclis görüşmeleriyle netleşecektir.
VI. Sonuç
Anayasa Mahkemesinin kararı, yoksulluk nafakasının süresine ilişkin kuralların yeniden düzenlenmesini gerektirmektedir. Yeni kanunda, nafaka ödeyen kişinin yükü ile nafaka alan kişinin geçimini sağlama ihtiyacı arasında denge kurulması ve farklı koşullara uygun çözümler getirilmesi beklenmektedir. İptal hükmü yürürlüğe girinceye kadar, daha erken yürürlüğe girecek yeni bir düzenleme bulunmadıkça, süresiz nafaka uygulaması devam edecektir. Mevcut nafaka kararları ile devam eden davalara ilişkin geçiş kuralları da yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından biri olacaktır.
Daha fazla bilgi ve destek için info@mapartners.com.tr adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
M&A Partners
Hukuk ve Danışmanlık